Hakkında Yazılanlar

“Git” Üzerine Birkaç Söz

BAŞAK BAYSALLI (BİRGün Kitap, Sayı 157, 6 Şubat – 5 Mart 2015)

Şiir kitapları için bir yazı kaleme almak zordur. Kitaptaki şiirleri düşünerek ya da şairin sanat anlayışından yola çıkarak genel değerlendirmeler yapmak, çoğu zaman yetersizdir. Şiirlerin, bizdeki izlenimini aktarmak ise duygusallığı barındırır ve bu da nesnel değerlendirmeler yapmayı güçleştirir. Sınırlı sayıda sözcükle oluşturmak zorunda kaldığımız tanıtım yazılarında, belki de önce şairin şiire bakışına yer vermek ve buradan hareketle izlenimlere ulaşabilmek gerekir.

2015-02-06 15.52.22İbrahim Baştuğ, 2000 yılında Can Yayınları’ndan çıkan Köz ile 2001 yılında Cemal Süreya Siir Ödülü’nün sahibi olur. Bir röportajda Köz üzerine şunları dile getirir Baştuğ: “Köz, şiir serüvenimde bir kırılma noktasıdır. Kardeş kitap Kül ile birlikte, rubaiyi anımsatan dörtlüklerden oluşan bu kitapta gelenekle bir tür yüzleşmeye girdiğimi düşünüyorum.” Şairin kırılma noktası olarak adlandırdığı Köz’le başlayan “gelenekle yuzleşme” serüveni, Aralık 2014’te Tekin Yayınevi’nden çıkan Git’e kadar uzanır ve buradaki şiirlerde de okurun karşısına çıkar.

Git; Aşkayazı, Ortadoğu ve Minaristan adlı üç bölümden oluşur.

Aşkayazı’da kendi iç dünyasına yönelen şairin, zaman imgesini öne çıkardığı görülür. O, hızla geçen zamana, düşleri ve umutlarıyla eşlik eder: “Yirmi yaşında adanacağın bir aşk/ istersin. Ellerinle kuracağın bir/ ülke. Toprağında yükseleceğin/ bir ten. Yirmi yaşında adanırsın da/ Çoktur cephanen. Irgatısındır/ bir uzun tarlanın/ Esir düşmemişsen otuzunda. Aşk/ nefrete, adanma dönüşmemişse/ kine. Şanslı saymalısın kendini// Kırkında fark edeceksin ne müthiş/ erdemmiş bir şişe şarabı/ öpülmemiş bir dudak gibi saklamak/ Ah koklamak bir uzun bahçeyi/ Seherde budamak, sulamak ikindileri/ Bilerek ömrünü günün ve bahçenin/ Gülü soluğundan koklamak”

Kitaba adını veren şiir de bu bölümde yer alır. Şiir geleneğine, imgelerle yapılan göndermeler, sairin sözünü ettiği yüzleşme serüveninin bir parçasıdır. Özgün bir şiir kurma çabasında olan şairin, yarattığı imgelerle geleneğe dahil olma arzusunu dile getirdiği bu şiir, aynı zamanda geleneğin halkası olan tüm şairlere bir saygı duruşu niteliğindedir: “Peşinen kayalara oturacak biliyorsun teknen gitsen/ gitmesen ölü bir balık olarak kıyıya vuracaksın” diyerek gelenekle yüzleşir ve onun bir parçası olma yolunda derin imgelerle ilerler.

Ortadoğu’daki şiirlerde ise bu topraklarda yıllardır biriken sese kulak verir Baştuğ: “Uğultu!/ Andaki büyük çığlık/ kopar. Koptuğu yerde/ çıldırtıcı bir sessizlik/ bırakarak”… Yaşanan tüm acılara, toplumsal sancılara duyarlı bir şairdir o. “Kendini temize çekmek ister/ misin İbrahim? Kendini temize/ Kimsenin kendini temize/ çekmeye yanaşmadığı Yer’de/ Kovalamaz mı unuttuğun/ kanın laneti seni/ Meçhulünün faili sen değilsen kim” diye seslenir büyük bir utançla. Ve şöyle devam eder: “Sen kayıp kuşakların hesabının/ verilmesini beklerken katil/ pervasızca saldırabildi ağacının/ gölgesini savunan serçeye Gezi’de”…

Bireyselden toplumsala uzanan yolculuk, Minaristan’da, İstanbul’da son bulur. İstanbul; tarihi, semtleri, şairin çocukluk anılarıyla belirir dizelerin arasında: “eski tadı kalmamıştır Eminönü’den/ Galata’ya yürümenin” diyen şair, yine zamana atıfta bulunur.

Git, geçmişle gelecek arasında ve “zamanın parçalanmaz akışında”, yaşamanın güç olduğu bu topraklardan yükselen bir ses. Okurun yüreğinde birikerek ve çoğalarak uzak zamanlara ulaşmaya çalışan… Bu sese kulak vermek ise, okur adına başka bir yüzleşme.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s