İnce Âşık

Veysel

 

YAZI: İBRAHİM BAŞTUĞ

Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde yaşayan Gülizar her zamanki gibi Ayıpınar merasına koyunların sütünü sağmaya gitti. Karnında taşıdığı bebeğin doğum zamanının gelmesi, Gülizar’ın koyun sağması kadar doğal ve sıradandı. Gülizar doğurduğu oğlanın göbeğini, ihtimal taşı taşa vurarak kesmiş, yine muhtemeldir ki entarisinden yırttığı bir bez parçasına sararak köye dönmüştü. Yürüyerek tabii!

veysel

Büyüyüp eline aldığı sazla bütünleşince “Üçyüzonda gelmiş idim cihana” diyecek çocuğun adı Veysel’di. Eski takvim hesabıyla 1310 yeni takvimde 1894’e denk düşmektedir. Uzun ince, hazin ve incelikli ol hikâyat böyle başladı. Veysel de bütün yaşıtları gibi, dağılma sürecine girmiş imparatorluğun ücra bir köyünde düşe kalka okul çağına geldi. Tam okula başlayacakken köyü çiçek salgını bastı; Veysel’in sol gözü görmez oldu. Çok geçmeden öteki gözünü de bir kazada… küçük Veysel görme yetisini tamamen yitirdi.

Denir ki: “Babası da şiire meraklı, bir saz vermiş Veysel’in eline. Halk ozanlarından da şiirler okuyup ezberleterek avutmağa çalışmış oğlunu.”

Sivas’ın Divriği ilçesine bağlı Çamşıhı köyünden Ali Ağa’dan (Âşık Alâ) ders aldı. Ali Ağa, Veysel’in babası Ahmet Ağa’nın arkadaşıydı. Veysel Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Dertli, Ruhsati gibi ustaların deyişlerini çalıp söylemeye başladı.

Birinci Dünya Savaşı, imparatorluğun dağılışını hızlandırmış, elde kalan son topraklarda yeni bir devlet, yeni bir dünya kurma mücadelesi başlamıştır. Yani 1920’li yıllar… Veysel o yılları şöyle anar:

“Ne yazık ki bana olmadı kısmet
Düşmanı denize dökerken millet
Felek kırdı kolumu, vermedi nöbet
Kılıç vurmak için düşman başına.”

Genç Veysel’i akrabalarından Esma ile evlendirdiler. Bir kızları, bir oğulları oldu. Oğlan daha on günlükken öldü. Genç Veysel bu yıllarda peşi peşine annesini ve babasını da kaybetti. Küçük kızı henüz altı aylıktı; eşi Esma evlerinin yanaşmasıyla kaçtı. Yapayalnız kalan Veysel küçük kızını iki yıl yaşatabildi. İkinci kez evlendiğinde yıl 1928’di. Yaşamını sonuna dek paylaşacağı, kızlarının ve oğullarının anası Gülizar, Hafik’in Karayaprak köyündendi.

Cumhuriyet kurulmuş, genç ve idealist öğretmenler Anadolu’ya dağılmıştı. Bunlardan biri de 1930-1934 yılları arasında Sivas Lisesi’nde görev yapan Ahmet Kutsi Tecer’di. Bugün neredeyse bir vecizeye dönen ünlü “Orda bir köy var uzakta/ O köy bizim köyümüzdür/ Gezmesek de, tozmasak da/ O köy bizim köyümüzdür” şiirinden tanıdığımız Ahmet Kutsi Tecer, 37 yaşına geldiği halde köyünden dışarı çıkmayan Veysel’in yaşamında bir dönüm noktası oldu. Sivas’ta il milli eğitim müdürlüğü de yapan Ahmet Kutsi Tecer, kenti karış karış dolaşıp folklorik derlemeler yapıyordu. O sıralar Sivas’ta bulunan Muzaffer Sarısözen ile Halk Şairleri Koruma Derneği’ni kurdu. Dernek ilk iş olarak 5 Kasım 1931’de Sivas’ta “Halk Şairleri Bayramı”nı düzenledi. Sivas ve çevresinden 15 halk şairinin katıldığı etkinlik üç gün sürdü. Basının da ilgi göstermesiyle yurt çapında yankı uyandıran etkinlik nedeniyle Devlet Demiryolları’nın Ankara-Sivas arasındaki tren biletlerinde indirimli tarife uyguladığı edebi kaynaklara geçti. Bayramın iki yıldızı vardı: Âşık Veysel ve Talibi Coşkun.

Ahmet Kutsi Tecer, Veysel’in köyünden çıkmasına vesile olan etkinliği düzenlemekle kalmayıp daha sonra yükseköğretim genel müdürü olunca onun köy enstitülerinde saz öğretmenliği yapmasını da sağladı.

Ankara’da Folklor Araştırmaları Kurumu’nun 1980 Nisan’ında düzenlediği Ahmet Kutsi Tecer’i anma gününde eşi Melahat Tecer’in anlattığına göre; Sivas Halk Şairleri Bayramı’na katılan halk şairlerine dernekçe yolluk ve harçlık niyetine bir miktar para verilir. Sıra Veysel’e geldiğinde “Bizim derneğe para vermemiz lazım, çünkü bize değer verdiniz, köyümüzden buraya getirip dinlediniz, dinlettiniz” diyerek paranın yarısını derneğe bırakır. Yine Melahat Tecer anlatmıştır: Sık sık Tecer’leri ziyarete gelen Veysel, Melahat Hanım’ın temizliğe düşkünlüğünü bildiğinden yanında daima yedek bir çift çorap bulundurur, kapının önünde değiştirir.

Yeri gelmişken değinmeden geçemeyeceğim: Kül adlı kitabımdaki “İnce âşıktır, çantasında bir çift yedek çorapla dolaşır Veysel” şiirini (tek dizelik bir şiir) bu olayın esiniyle yazmış, ustayı selamlamıştım.

Veysel’in gün ışığına çıkan ilk şiiri, cumhuriyetin onuncu yılı için söylediği “Atatürk’tür Türkiye’nin ihyası” dizesiyle başlayandır. Bu tarihe kadar kendisinden önceki saz şairlerinin deyişlerini çalıp söyleyen Veysel artık kendi sözünü sazına katık etmeye başlar.

Atatürk’e yazdığı destanı huzurda okumak arzusuyla köyünden yola düşen Veysel’in Ankara’ya varması üç ay sürer. Yanında arkadaşı İbrahim’le Ankara’da aylarca bekler Atatürk’ün huzuruna kabul edilmeyi ama olmaz. Hakimiyet-i Milliye (sonraki adıyla Ulus) gazetesinde üç gün yayımlanan destanına Atatürk’ten herhangi bir tepki gelmeyince Ankara’dan ayrılır.

Veysel’in gerçek bir saz şairi gibi köy köy dolaşarak deyişlerini çalıp söylemesi bundan sonradır. Öte yandan Ahmet Kutsi Tecer’in katkılarıyla köy enstitülerinde saz öğretmenliği yapması birçok aydın sanatçıyla tanışmasına neden oldu ve tabii şiirini etkiledi. Veysel sırasıyla Arifiye, Hasanoğlan, Çifteler, Kastamonu, Yıldızeli ve Akpınar köy enstitülerinde saz öğretmenliği yaptı.

Veysel şiirlerini ilk kez 1944’te Deyişler adıyla kitaplaştırdı. Sazımdan Sesler (1950) ikinci kitabı. Daha sonra şiirleri toplu basıldı: Âşık Veysel-Hayatı ve Şiirleri (1963), Dostlar Beni Hatırlasın (1970). İzleyen dönemde türküleri plaklara alındı. 1952 yılında Veysel’e büyük bir jübile düzenlendi. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Veysel’e “Anadilimize ve milli birliğimize katkılarından dolayı” 1965 yılında aylık bağladı.

Âşık Veysel şiirlerinde ağırlıklı olarak Atatürkçülüğü işledi ve gezdiği her yerde Atatürkçülüğü yayma çabasıyla dikkat çekti. Bu tavrı nedeniyle “Halkevi şairi” diye nitelendi. Doğayı konu alan şiirlerindeyse lirizmin doruklarına ulaştı. Başta Ülkü olmak üzere, zamanının dergilerinde yayımladığı şiirlerdeki tavrıyla âşık tarzını modern şiire yaklaştıran başarılı örneklere imza attı. Ahmet Kutsi Tecer “Âşık Veysel’in kanımca en büyük özelliği burada geleneği kırmasında çıkıyor karşımıza. İlk dönem ürünlerinde görülen zayıflık, ağır didaktik yan da böylece arınıyor” diye değerlendirirken sözü Enver Gökçe’ye bırakıyor: “Halk şairlerimizin eserlerinde ortak özellikler olan saz-söz ayrılmazlığı klasik şark edebiyatının estetiğinde önemli bir yer tutan idealizm meyli ve bu meylin halk şiirinde işleyen mücerretlik vasfı Âşık Veysel’in sanatında da egemen unsurlardır. Kısaca Âşık Veysel, tabiatı duyuşu, duyarlılığı dini bir zümreye bağlı egemen bir karakteri olmamasına rağmen mistik tarafları, kainat, varlık, yaratılış anlayışı ile geleneğe bağlı bir saz şairidir.” (Âşık Veysel, Kültür Bakanlığı, s. 26, Ankara 1999)

Ölümcül hastalığı 1971 yılında başladı; 21 Mart 1973’te yaşama veda etti. “Mezarımın üzeri betonla kapatılmasın, ot bitsin, koyun yesin, süt olsun, kuzu olsun, et olsun, memlekete hizmet olsun” demişti; doğduğu köyde toprağa verildi. Uzun ince yolunu incelikli sözlerle bezedi. Hazin hayatından şaşılası bir sevecenlik damıttı.
UZUN İNCE BİR YOLDAYIM

Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldeyim
Gidiyorum gündüz gece

Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece

Uykuda dahi yürüyom
Kalmaya sebep arıyom
Gidenleri hep görüyom
Gidiyorum gündüz gece

Kırk dokuz yıl bu yollarda
Ovada dağda çöllerde
Düşmüşüm gurbet ellerde
Gidiyorum gündüz gece

Düşünülürse derince
Irak görünür görünce
Yol bir dakka miktarınca
Gidiyorum gündüz gece

Şaşar Veysel işbu hale
Gâh ağlayan gâhi güle
Yetişmek için menzile
Gidiyorum gündüz gece

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s